Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ikinci Said dönemi ve Risâle-i Nur’u telifi Barla’da başlamıştır. Bu yüzden Barla’nın önemi çok büyüktür.
Isparta’nın Eğirdir ilçesinin nahiyesi olan ve üç bin nüfusa sahip “Barla, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risâle-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir.” 1926 yılında önce Burdur’a, 1927 yılında da Isparta’ya, 1927’nin Mart ayında da Barla’ya sürgün edilen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, 24 Temmuz 1934 yılına kadar burada kaldı. Bu süre içerisinde, “öldükten sonra dirilişi ispat eden Haşir Risâlesi başta olmak üzere, Kur’ân-ı Kerim’i esas alan ve insanların imanlarını kurtarmalarına vesile olan Risâle-i Nur Külliyatından Sözler, Mektubat tamamen, Lem’alar ise Yirmi Altıncı Lem’aya kadar Barla’da yazıldı.”
Üstad Bediüzzaman Hazretleri; Barla gibi tenha bir yerde Kur’ân ve iman hakikatlerini ders veren Risâle-i Nur eserlerini telif ederek, perde altında neşrini temin ederek, büyük bir muvaffakiyet ve muzafferiyetle dinsizliğin oyunlarını bozmuştur.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Barla’da sekiz sene kadar kalmıştır. Üstadın Barla’daki ikametgâhı, iki odadan ibaret bir evdir. Esasen müstakil bir evi ve yeryüzünde taht-ı tasarruf ve temellükünde bir karış dahi yeri yoktur. Barla’da sekiz sene müddetle ikamet ettiği ev üç yüz elli milyon ehl-i İslâmın merkezi hükmünde ilk dersane-i nuriyesidir.
Barla dersane-i nuriyesinin önündeki çınar ağacının tepesindeki kulübeciği gibi, Çam Dağının en yüksek tepesinde olan iki büyük ağaç üzerinde dersane-i Nuriye mânâsında birer menzili vardı. Bu çam ve katran ağaçlarının tepelerinde, Risâle-i Nur’la meşgul oluyordu. Hem ekser zamanlar, Barla’dan, bu ormanlık havaliye gelip giderdi. Ve derdi ki: "Ben bu menzilleri, Yıldız Sarayına değişmem.”